Cuma, Şubat 23, 2024
Seçtiklerimiz

Eğer köpek balıkları insan olsaydı*

“Köpek balıkları insan olsaydılar, o zaman küçük balıklara daha mı iyi davranırlardı?” diye sordu Bay Keuner’ın ev sahibesinin küçük kızı. “Kuşkusuz” dedi Bay Keuner.

“Köpek balıkları insan olsaydılar denizin içinde küçük balıklar için, içinde türlü bitkisel ve hayvansal yemler olan çok büyük kutular yaptırırlardı. Sandıklara her zaman taze hava sağalarlar ve sağlıkla ilgili her türlü önlemi alırlardı. Örneğin bir balıkçık yüzgeçlerinden yaralandıysa, zamanından önce elden çıkmasın diye, hemen sarıp sarmalarlardı. Canları sıkılmasın, üzülmesinler diye arada bir de büyük su şenlikleri yaparlardı; çünkü neşeli balıkçıklar üzüntülü balıkçıklardan daha leziz olurlar.

Kuşkusuz büyük kutuların içinde okullar da olurdu. Bu okullarda küçük balıkçıklara köpek balığının yutağında nasıl yüzeceği öğretilirdi. Örneğin coğrafyaya da gereksinmeleri vardı onların, tembel tembel bir yerlerde yatan köpek balıklarını bulabilsinler diye.

Doğal olarak en önemli sorun balıkçıkların ahlaki eğitimleriydi. Kendini seve seve feda edenin en büyük ve güzel balık olduğu ve her şeyden önce köpek balıklarının güzel bir gelecek sağlanacağını söylediklerinde bütün balıkçıkların onlara inanması gerektiği onlara öğretilmeliydi. Bu geleceğin, yalnızca boyun eğmeyi öğrenirlerse güvencede olabileceği balıkçıklara anlatılmalıydı. Balıkçıklara her şeyden önce kendilerine alçak, özdekçi, bencil ve Marksist eğlilimlerden sakınmaları ve eğer içlerinden birisi böyle bir eğilim gösterirse onu hemen köpek balıklarına bildirmesi gerektiği öğretilmeliydi.

Eğer köpek balıkları insan olsaydılar, onlar da aralarında savaşırlardı; yabancı balık kutularını ve yabancı balık kurularını ve yabancı balıkçıkları ele geçirmek için. Köpek balıkları balıkçıklara kendileriyle diğer köpek balıklarının balıkçıkları arasında büyük farklar olduğu öğretirlerdi. Bilindiği gibi balıkçıkların dilsiz olduğu ama çok değişik dillerde sustukları ve bu nedenle onların birbirlerini asla anlamayacakları köpek balıklarınca duyurulurdu. Her balıkçık savaşta bir diğer başka dilde susan balıkçıktan düşmanca öldürdüğünde bunlara deniz yosunlarından yapılmış küçük bir madalya iliştirilir ve kahraman ünvanı verilirdi.

Köpek balıkları insan olsaydılar kuşkusuz bir sanatları da olurdu. Güzel resimler yapılırdı köpek balıklarının dişlerinin şatafatlı renkler içinde de gösterildiği, köpek balıklarının yutakları yalnızca görkemli bir biçimde gülüp oynanan birer zevk ve eğlence bahçeleri olarak resmedilirdi. Deniz dibindeki tiyatrolarda, kahraman balıkçıkların coşkuyla köpek balıklarının yutağında nasıl yüzdükleri ve müzik öyle güzel olmalı ki, balıkçıklar müziğin sesinden, bando önde, düşsel ve en hoş düşünceler içinde uyuşturulmuş olarak köpek balıklarının yutaklarına nasıl akın etmekte oldukları gösterilirdi.

Bir de din olurdu denizin içinde, köpek balıkları insan olsaydılar. Balıkçıklara ancak köpek balıklarının karnında gerçek bir yaşama başlayabilecekleri köpek balıklarınca öğretilirdi. Ayrıca şimdiki tüm balıkçıkların eşitlikleri de kalkardı ortadan, köpek balıkları insan olsaydılar, balıkçıkların içlerinden kimilerine görevler verilir ve diğerlerinin üstleri olurlardı. Üstelik biraz büyük olanların daha küçük olanları yemelerine bile izin verilirdi. Bu köpek balıkları için de iyi olurdu. Çünkü kendileri de sık sık iyi parçalar yemiş olurlardı. Daha yüksek orunlar verilmiş olan balıkçıklar, diğer balıkçıklar arasında düzeni sağlarlar ve öğretmen, subay, kutu yapımında mühendis v.b. olurlardı.

Kısacası, sonuçta önce kültür olurdu denizde, eğer köpek balıkları insan olsaydılar.”


Kaynak: BRECHT, B. (1987). Bay Keuner’in Öyküleri. İstanbul: Boyut Yayınevi